Küresel Isınma ve Enerji Problemi

6 Şubat 2007 tarihli, Güncel Haberler köşesine ait yazı.

Dünya’nın küresel ısınma nedeniyle 10 yıl sonra geri dönülemez bir noktaya geleceğini geçtiğimiz ay, farklı ülkelerden bilimadamlarının ortak çalışması sonucu yayınladığı rapordan öğrenmiş, niyeyse gayet geçici bir hüzün yaşamıştık. Durumun ciddiyetini daha iyi kavrayabilmek açısından Johns Hopkins Üniversitesi Fizik Bölümü‘nden Dr. Can Kılıç‘ın yazdığı Küresel Isınma ve Enerji Problemi yazısını hepinizin okumasını tavsiye ederim.

Küresel Isınma

Son birkaç yıldır adını giderek daha sıkça duymaya başladığımız küresel ısınma problemi aslında yeni bir teori değil, bilim adamlarının onlarca yıldır kamunun dikkatini yöneltmeye çalıştıkları bir tehlike. Üzücüdür ki bu problemin kabul edilmesi işlerine gelmeyen dünyanın önde gelen devletleri ve sanayi lobileri bugüne kadar kamunun bu konuda bilgi sahibi olmasını engellemeyi ve hatta bu tehlikeyi sadece az sayıda insanın inandığı, safsata niteliğinde bir teori gibi göstermeyi başarmışlardır. Bu bencilce ve öngörüşsüz oyunlar yüzünden ancak günümüzde, yumurta kapıya dayandığında, hatta belki de çok geç kalmış olduğumuz bir noktada başlıyoruz bu tehlike hakkında bilgilenmeye, çünkü artık iklimlerdeki değişme, ortalama sıcaklıklardaki artış ve kapının eşiğindeki kuraklık sinyalleri gözardı edilemeyecek hale gelmiştir.

Geçtiğimiz sene içerisinde gerçekleşen bir başka yenilik de ABD’de kitlelere ulaşmayı başaran, Amerika’nın 2000 seçimlerindeki başkan adayı Al Gore tarafından hazırlanan “İşe Gelmeyen Gerçek: Küresel Uyarı” isimli filmin gösterime girmesi oldu. Her ne kadar Al Gore’un bu filmden politik bir fayda sağlama amacında olduğu iddia edilebilirse de ilk kez bu film sayesinde başta Amerikan halkı olmak üzere dünya toplumları tarafından problemin ulaşmış olduğu boyutu farketme olanağı doğmuş olması ve bu konuda acilen ciddi önlemler alınması gerektiğinin kamu tarafından anlaşılmaya başlanması pozitif gelişmelerdir.

Bu noktada küresel ısınma problemini teknik olarak açıklamak yararlı olacaktır: Geçen bir yüzyıl içerisinde dünya nüfusunun 2 milyarın altında bir düzeyden 6.5 milyara ulaşması ve dünya çapındaki sanayileşme hareketi nedeniyle, atmosfere salınan ve en önemli örneği karbondioksit olan sera gazlarının konsantrasyonu tarihte hiç görülmemiş bir düzeyde artmıştır. Bu gazlar güneşten dünya yüzeyine ulaşan enerjinin giderek daha büyük bir kısmının atmosfer tarafından tutulmasına ve daha azının uzaya geri yansıtılmasına sebep olmaktadır. Bu da elbette küresel boyutta artan sıcaklıkları beraberinde getirmektedir.

Maalesef küresel ısınma problemi kendiliğinden hızlanan bir niteliktedir, sıcaklıkların artmasıyla birlikte dünyanın sürekli olarak kar ve buzla kaplı olan kutup bölgelerinde giderek daha fazla erime meydana gelmekte ve beyaz olduğu için güneş ışınlarını ayna gibi uzaya geri yansıtan bu buz kütlelerinin yok olmasıyla her geçen gün daha da çok güneş enerjisi yere ulaşmaktadır.

Küresel ısınmanın doğuracağı sonuçlar çok ciddidir. Dünya üzerindeki ortalama sıcaklık artmakla kalmayacak, varolan iklim sistemleri büyük ölçüde değişecektir ki bu okyanus akıntılarını, yağış dağılımlarını ve rüzgar sistemlerini kapsamaktadır. Bu değişikliklerden ekosistem de büyük zarar görecek, karada ya da denizde olsun bölgelerindeki iklime uyum sağlamış bulunan sayısız bitki ve hayvan türü yok olacak ve doğanın dengesi geri döndürülemez biçimde bozulacaktır. Tüm bu korkutucu sonuçlar elbette insanlığı da çok zor durumlarda bırakacak, su sıkıntısı, tarım ve hayvancılığın zarar görmesinden dolayı kıtlık ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonominin alacağı darbe ile sefalet baş gösterecektir. Kutuplarda karasal buzların erimesi ve buradan çıkan suyun okyanuslara eklenmesiyle dünya çapında deniz seviyesinin metrelerce yükselmesi ve günümüzde milyonların yaşadığı tüm kıyı şehirlerinin büyük ölçüde su altında kalması söz konusudur.

Bu korkunç senaryolar uzak bir gelecekte değil, bizim yaşam süremiz içerisinde gerçekleşecek ve eğer önü alınamazsa günümüzün genç kuşağı dünyanın çehresinin tanınmaz ölçüde değişmesini izlemek zorunda kalacak. Elbette bu ürkütücü sonuçlardan Türkiye de nasibini alacaktır, hatta Akdeniz kuşağı kuraklık tehlikesinin ilk olarak tehdit ettiği bölgelerden biridir ki maalesef bunun etkilerini bugünden hissetmekte olmamız problemin ne kadar ilerlemiş olduğuna dair çok endişe verici bir işarettir.

Fosil Yakıtlar ve Enerji Problemi

Bu yazının geri kalanında küresel ısınma sorununun henüz kamuya daha az ulaşan yanı olan “enerji problemi”nden bahsedeceğiz. Enerji problemi, eğer küresel ısınmanın önünü almak istiyorsak dünyanın enerji ihtiyacını nasıl karşılayacağımızla ilgilidir. Bu konudaki güçlük, şu anda medeniyetimizin enerji talebinin, elektrik, ısınma ya da ulaştırma amaçlı olsun, neredeyse tamamen fosil yakıtlarla (yani kömür, petrol ve doğal gaz) sağlanmakta olmasından kaynaklanmaktadır. Bunun istisnaları olarak hidroelektrik ve nükleer santraller gösterilebilir.

Burada iki hususa dikkat etmeliyiz: Küresel ısınma problemi açısından en önemli olan unsur bir enerji kaynağının atmosfere sera gazları salıp salmamasıdır ki fosil yakıtlar doğalgaz da dahil olmak üzere) yakıldığında karbondioksit açığa çıkarırken, nükleer enerji her ne kadar başka sakıncaları olsa da sera gazları açısından zararsızdır. İkinci ve küresel ısınma bakımından önemi nispeten daha az olan husus ise bir enerji kaynağının yenilenebilir olup olmamasıdır ki ne fosil yakıtlar ne de nükleer enerji yenilenebilirken hidroelektrik enerji kullanıldıkça tükenmediğinden dolayı yenilenebilir bir enerji türüdür.

Bazen dile getirildiğinin aksine enerji probleminin fosil yakıtların yakın gelecekte tükeneceği iddiasıyla bir ilgisi yoktur, ve zaten bu iddia doğru değildir. Uzman bilimadamları, özellikle okyanus altındaki kömür rezervlerinin devreye sokulmasıyla en karamsar tahminlerle bile dünyanın enerji talebini binlerce yıl gidermeye yetecek kadar fosil yakıt kaynağı bulunduğunu belirtmektedir. Az önce de belirttiğimiz gibi enerji problemi ancak küresel ısınmanın önünü almayı kendimize şart koştuğumuzda, yani fosil yakıtları kullanmayı gönüllü olarak bıraktığımızda karşımıza çıkacak bir zorluktur. Kısaca, önümüzdeki onyıllar içinde insanlık, teknolojik olarak çok güç olmasına rağmen tüm dünyanın halihazırdaki enerji kullanma sistemini baştan aşağı değiştirmek veya dünya yüzünün geri dönülmez bir biçimde değişmesine izin vermek seçenekleri arasında karar vermek durumundadır.

Elbette atmosferde insanlık daha evrimleşmeden önce bile sera gazları vardı ve bunlar milyonlarca yıllık bir süreç içinde doğada belli konsantrasyonlarda dengelenmişti. Atmosferdeki karbondioksit miktarı bu doğal denge içinde aşağı yukarı 50 yıllık bir sürede okyanuslar tarafından emilerek sabit bir konsantrasyonda tutulmaktadır. Bu da bizim enerji krizi ile başetmek için elimizde olan süreyi belirlemektedir. Şu anda zaten normalin çok üstünde bir seviyeye gelmiş olan karbondioksit düzeyi, biz bugün karbon emisyonu olan tüm yakıtları kullanmayı bıraksak bile ancak 50 yıllık bir zaman diliminde normale dönebilecektir. Küresel ısınmanın etkilerinin daha günümüzde bile ne boyutlara gelmiş olduğu düşünülürse anlaşılacaktır ki eğer 21. yüzyıl içinde tüm dünya medeniyetleri olarak kullandığımız enerji kaynaklarını değiştiremezsek zaten kurtarılacak bir ekosistem kalmayacaktır geriye.

Alternatif Yakıtlar

Şimdi enerji problemine önerilen çeşitli çözümleri ele alalım ve bunları değerlendirelim. Haliyle burada kendimizi sera gazlarını açığa çıkarmayan enerji tipleriyle sınırlandırmak zorundayız; buna karşılık hem yenilenebilir hem de miktarı sınırlı olan enerji kaynaklarını gözden geçireceğiz. Her ne kadar gelecekte insanoğlu sadece yenilenebilir kaynakları kullanmaya mecbur olsa da enerji problemi daha acil olup bu teknolojiler devreye girene kadar daha kısa vadeli çözümlere başvurmak mümkündür.

Bunun en önemli örneği nükleer enerjidir. Yenilenebilir bir kaynak olmamasına karşın, şu anda yeni bir teknoloji icat etmeye gerek kalmadan enerji problemi ile mücadele etme potansiyeli bulunan tek enerji türü nükleer enerjidir. Bu açıdan yenilenebilir ve kalıcı diğer çözümlere doğru giden yolda kısa süreli bir geçiş döneminde kullanılması mümkün gözükse de aslında bu pek gerçekçi değildir. İlk olarak nükleer enerji ancak elektrik elde etmede kullanılmaktadır; elektrik enerjisi ise dünyanın enerji gereksiniminin sadece yüzde onuna denk gelmektedir. Kaldı ki kendimizi sadece dünyanın tüm elektrik ihtiyacını nükleer enerjiden sağlamakla sınırlandırsak bile, bunun için önümüzdeki elli yıllık süre içinde her birkaç günde bir yeni bir nükleer santral yapılması ve hizmete açılması gerekmektedir. Daha gerçekçi bir düzeyde, bu yaklaşımın getirdiği esas sorun nükleer teknolojinin dünyanın sadece sayılı gelişmiş ülkelerinin elinde bulunması ve gelişmekte olan ülkelere verilmesinin güvenlik sorunlarını beraberinde getirecek olmasıdır.

Enerji problemine önerilen bir başka çözüm ise bugüne kadar yaptığımız gibi fosil yakıtları kullanmaya devam etmek, fakat çıkan sera gazlarını kimyasal olarak konsantre ederek gömmektir. Maalesef bu yaklaşım da aşılması pek gerçekçi olmayan sorunları beraberinde getirmektedir. Dünyanın bir yıl içerisinde ürettiği karbondioksit miktarı gözönünde tutulacak olursa, bu kadar karbondioksiti okyanus derinliklerinde eritmeye çalışmak denizlerin asitlik değerini arttırarak ekosisteme büyük zarar verecek, kara parçalarının altındaki derin boşluklara gömmeye çalışmak ise bu gazların eninde sonunda, kaçınılmaz olarak yeniden dışarıya sızmasına engel olamayacaktır.

Yenilenebilir Enerji Kaynakları

Bu noktada yenilenebilir enerji kaynaklarına geliyoruz. Bunun en güzel örneği olan hidroelektrik enerjinin ciddi bir teknolojik ya da çevresel problemi olmamasına karşın, maalesef dünya üzerinde kullanılabilir potansiyelinin çok büyük bölümü zaten halihazırda kullanılmaktadır. Alternatif yenilenebilir enerji kaynakları olarak gösterilen jeotermal, rüzgar ve okyanus (gelgit) enerjilerinden ne yazık ki hiçbirinin dünya enerji gereksiniminin çok ufak bir parçasından fazlasını karşılama potansiyeli bulunmamaktadır. Genetik olarak değiştirilmiş bitki veya bakteri çeşitlerini kullanarak enerji depolamak ve bu enerjiyi kimyasal olarak kullanmak (teknik terimle biomass) ise dünyaya gereken enerjiyi sağlamak için günümüzde tarımda kullanılmayan neredeyse tüm yer yüzeyinin kullanılması anlamına gelmektedir ki bu da pek gerçekçi değildir. Zaten söz konusu çözüm olasılığı, bu bitkilere yapılması gereken bakıma harcanacak enerji gözönünde tutulduğunda ancak ufak bir net enerji kazancı getirmektedir.

Enerji probleminin henüz bahsetmediğimiz tek, ve yazarın gözünde en önemli, çözüm adayı güneş enerjisidir. Güneş enerjisi yenilenebilir, sera gazı içermez ve dünyamıza ulaşan güneş ışığı insanlığın ihtiyaç duyduğunun defalarca fazlası, pratik olarak sınırsıza yakın enerji içermektedir. Elbette bu çözüm de kendi problemlerini beraberinde getirmektedir ki bunlar teknolojik niteliktedir. Şu anda elimizde bulunan güneş enerjisi teknolojileri pahalıdır ve bu yüzden ancak diğer enerji türlerinden daha ucuza geldiği yerlerde kullanılmaktadır, örneğin yazlık evlerimizde su ısıtmak gibi. Fakat varolan güneş enerjisi teknolojisini daha ucuz hale getirmenin ötesinde çözülmesi gereken sorun bu enerjiyi nasıl depolayacağımızdır. Çünkü yazlıkların aksine ev-içi ısınma en çok gece duyulan bir ihtiyaçtır, yani güneş çoktan battıktan sonra. Daha genel olarak günün sadece belli saatlerinde ve hatta sadece hava açık olduğunda yararlanabileceğimiz bu enerji türünü nasıl barajlarda su depoluyorsak benzer şekilde depolayabilecek ve gece gündüz, yıl boyunca istikrarlı bir şekilde kullanmamızı sağlayabilecek teknolojiler (güneş pili vb.) geliştirilmesi gerekmektedir. Dünyanın en önde gelen araştırma üniversitelerindeki fizik ve kimya bölümleri de bu teknolojilerin öneminin farkındadır ve bu konudaki araştırmalara bütçe ayırmaktadır fakat yine de bu çabalar tüm dünyayı ciddi ölçüde tehdit eden bir sorunun çözümünün hak etmesi gerekenin çok altında kalmaktadır. Önemli konu, güneş enerjisinin depolanabilmesi, ve sadece elektrik enerjisini değil, ısınma ve ulaşımda kullanılan diğer enerji türlerini de ikame etmesidir.

Bize Düşen Görevler

Problemi ve olası çözümlerini ayrıntısıyla irdeledikten sonra insan olarak bize düşen görevlerden bahsetmekte yarar var. Kişisel olarak, iş, eğitim düzeyi ve yaşımızdan bağımsız olarak hepimizin yapabileceği çok basit bir şey var ki o da çevremizdekilere durumun ciddiyetini anlatmak, onların da tanıdıklarına anlatmalarını sağlamak ve bu konuda politikacıların kendilerini birşeyleri değiştirmek zorunda hissedeceği kadar güçlü bir toplumsal irade oluşturmaktır. Televizyonda bir tek sahipsiz köpeğin öldürülmesini ya da bir yavru fokun avlanmasını gördüğünde üzülen ve kendini birşeyler yapmak zorunda hisseden insanların, binlerce, milyonlarca hayvanın, hatta hayvan türlerinin neslinin tükenmesine göz yumması kabul edilemez. Çocuğu olan yetişkinler olsun, ileride çocuk sahibi olmayı düşünen gençler olsun, kendimize şu soruyu sormamız gerekir: “Birkaç yıl daha alışageldiğim gibi yaşamak için çevreye yaptığım zararın hesabını çocuklarıma, gelecek nesillere nasıl veririm? Bu ataletim ve bencilliğimle çocuklarımı, torunlarımı ve onlardan sonra gelecek olan tüm nesilleri nasıl bir dünyada yaşamaya mahkum ediyorum?”

Küresel ısınma ve enerji problemi yirmibirinci yüzyılda insanlığın karşılaşacağı en büyük ve aşılması en zor olacak sorundur. Bu problemler ancak global düzeyde bir seferberlikle, bugün başlayarak çözülebilir, çünkü yarın bu işe başlamak için çok geçtir. Günümüze kadar, şımarık bir çocuğun sonuçları düşünülmeden her istediğinin ailesi tarafından yapılması gibi, insanlık da sorumsuzca her istediğini doğadan sonuçlarını düşünmeksizin almış, dünyanın nüfusu gezegenimizin taşıyamayacağı kadar artmış ve bugün tüm bunların sonuçları hepimizce hissedilir, inkar edilemez bir hale gelmiştir. İnsanlığın şu anda önündeki seçim bellidir, ya sorumsuzca davranmaya devam ederek bugünün gençlerinin yaşam süresi içinde iklim sistemlerini geri dönülmez biçimde değiştirerek ekosisteme ve dolayısıyla kendimize korkunç zararlar vermek, ya da nispeten yerel boyuttaki diğer tüm problemleri bir yana bırakarak, ki buna dünyadaki tüm savaşlar da dahildir, insanlık olarak olgunlaşmak, kendi elimizle yol açtığımız çevresel problemlerin farkına varmak, sorumluluğunu kabullenmek, ve nihayetinde bu sorunları gidermek için seferber olmak.

Esas soru önümüzdeki elli yıl içerisinde hepimizin hayatının değişip değişmeyeceği değildir. Esas soru dünya üzerindeki hayatın ne şekilde değişeceğidir. Gelecek nesilleri doğanın büyük ölçüde yok olmuş olduğu bir dünyada, açlık ve susuzlukla başederek, sıcaklardan korunmak için belki de yeraltında kurulması gerekecek şehirlerde yaşamaya mı mahkum edeceğiz, yoksa bugün fedakarlıklar yapmaya başlayıp, bize şu anda önemli gibi görünmekte olan yerel ve hatta ulusal problemleri bir yana bırakıp, yaşam şeklimizi değiştirecek, geleceğe yatırım yapacak ve yaptıklarımızın sorumluluğunu kabullenecek cesareti gösterebilecek miyiz? Esas soru “İnsanlık olgunlaşacabilecek mi?”dir.



Yorumlar - Başa Dön

ugur
14 Şubat 2007

gerçekten çok iyi bi konuya değinilmiş ancak yeterli değil

tugay
17 Şubat 2007

ya internet adresinizi çok beyendim ama güneş enerjisi ve önemi gibi konularıda koysanız daha iii olur bence

ecem
17 Şubat 2007

bence insanları bu konuda biraz biliçlendirmek gerek. Çözüm yolları pek fazla belirtilmemiş bu yazıda. Yapabileceğimiz ne varsa bizler hazırız!!!

Onur
18 Şubat 2007

İlk aşamada küresel ısınma nedir, nelere sebep olur, nasıl tedbir alırız gibi soruların cevaplarını öğrenmemiz; daha sonra bu konuya olan duyarlılığımızı ülke yönetimine kanıtlamamız gerekiyor. Türkiye Kyoto’yu İmzala kampanyasına aşağıdaki linkteki formu doldurarak katılabilirsiniz.

Yürüyüşleri, imza kampanyalarını, yararlı kaynakları bu yazıya yorum olarak eklemenizi rica ederim.

skykhan.net Kişisel Web Günlüğü » Küresel Isınma
24 Şubat 2007

[...] Küresel Isınma Cumartesi, Şubat 24th, 2007 Geçen akşam çiğdem ‘le yaptığım bir konuşma sonrasında açıkbilgi ‘de gördüğüm şu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Aslında hiç akla bile gelmeyen, önemsiz görülen küresel ısınmanın ne kadar ciddi boyutlara geleceğini kimse bilmiyor. Düşünün ki artık gecenin bir vakti eğlence programları bile bu konu hakkında konuşur oldu. Lafı fazla uzatmayarak sizi açık bilgide gördüğüm bu yazıyla başbaşa bırakıyorum. [...]

Shadow
6 Mart 2007

ya millet “neden küresel ısınmanın zararlarını bile bile insanlar bu kdr çok şey yapıolar(kirliklik,sera vs,vs,vs) DÜNYA ELDEN GİDİYORR!!!!!!!!!!!!!!”

Onur
9 Mart 2007

Sayın Prof. Dr. Erol GüNTEKiN‘in su tasarrufu için şöyle bir önerisi var:

“Bu yıl kış oldukça kurak geçiyor… Yağışlar son yılların en düşük seviyesinde kaldı. Ankara’da 3, İstanbul’da 8 aylık su rezervinin kaldığı ve yakında kesintilerin başlayacağı konuşuluyor. İnanılmayacak kadar basit bir tasarruf yöntemi var:

Rezervuarlar 4-5 litre su alıyor… Rezervuardan akan su 3 litre olsa da aynı işi görüyor… Rezervuarın içine 1,5 litrelik DOLU bir pet şişe koyun. Her sifon çekişte 1.5 litre tasarruf etmiş oluyorsunuz!

Bunu milyonlarla çarpın… Sağlanan su tasarrufunun miktarı hayret verici boyuta ulaşacaktır.”

merve
11 Mart 2007

bence çok önemli bir konu bu konu benim dönem ödevim bu yazıları okuyunca bizi böyle bir geleceğin beklediğini öğrendiğim zaman şok oldum herkesin bu konuda biliçlendirilmesini gerek duyuyorum

faruk
14 Mart 2007

KÜRESEL ISINMA VE SONUÇLARI

Gezegenimiz yaklaşık 5 milyar yıl boyunca ısınmış ve soğumuştur.Bu olaylar tarih boyunca insan nüfusunun seyrek olduğu zamanlarda meydana gelmiştir. Günümüzde Gezegenimiz yine bir ısınma sürecine girmiştir.Fakat geçmişteki ısınma ve soğuma olaylarından farklı kılan dünya nüfusunun 6 milyar olmasıdır.küresel ısınmayı sade olarak okyanuslar, karalar ve atmosferde ki sıcaklığın artması diye tanımlayabiliriz.

Başka bir değişle küresel ısınma bütün Dünyada sıcaklığın sistematik bir biçimde artması diye biliriz. Bu sıcaklığın artmasıyla beraber okyanus, deniz ve göllerdeki buharlaşma hızının ve miktarının artması demektir. Son olarak 1983 yılından itibaren yapılan araştırmalar neticesinde son yüzyılların en sıcak mevsimleri son 10 yıl içinde yaşanmıştır. Sıcaklığın bu denli artması sıra dışı olaylarını da devamında getirmiştir.Bu olaylar buzulların erimesiyle başlamıştır. Örneğin; şuanda güney kutbunda bu güne dek görülmemiş büyüklükte buz barçalarının kopması, İzlanda buzulların bu güne dek görülmemiş derecede erimesi, Himalaya ve Alplerin da başlayan buzul erimesi gibi sonuçlardır.

Küresel ısınmanın nedeni ise başlıcaları sera gazlarıdır. Sera gazları doğada tabii olarak bulunmasının yanında insan faaliyetler sonucunda da oluşabilir. Sera gazları arasında en fazla bulunan ise deniz ve okyanuslar içersinde ki suyun buharlaşarak atmosfere ulaşmasıyla olur.İkinci olarak ise karbon dioksit bulunmaktadır. Karbon dioksit organik maddenin çürümesi,yanardağ patlaması insan ve hayvan soluması sonucu çıkan gazdır. Dünyamızı çevreleyen atmosfer ve katları Dünyamıza sera etkisi yaparak dünyada sıcaklığı dengeler fakat küresel ısınmayla sera etkisi git gide yok olarak Dünyayı geri dönüşümü olmayan felakete sürükler. Sera etkisinin yok olması demek Dünya üzerinde 33 dereceye kadar soğuma demektir ki bu Dünyanın kuzey kutbundan, güney kutbuna kadar buzlarla kaplanmasıdır. Ancak sera gazları olursa bu tehlike azalır yalnız bu sera gazlarının dengede bulunması gerekir.günümüzde ise bu sera gazlarını artması da sürekli sıcaklığın artması şeklinde bozukluklara yol açar.

Küresel ısınmanın bir diğer olumsuzluğu ise kalıcı iklim değişiklerine sebep olmasıdır.bu iklim değişikli kalıcı olarak kış mevsiminde Türkiye de olduğu gibi kuraklıkların yaşanmasıdır. Bu olay insanoğlunun ve doğadaki tüm canlıların sonunu hazırlayabilecek derece önemli bir olaydır.Çünkü doğada her canlı yaşamını su ile devam ettirmektedir. Örneğin; insan oğlu vücudunun %67 su olması, bitkilerin fotosentez için suya ihtiyaç duyması , temizlik yapımında kullanılması gibi bir çok yerde suya ihtiyaç duymaktayız. Dünyanın %70 su ile çevrili olması bizi yanıltmamalı nedeni ise %70 suyun, %97 deniz suyu yani tuzlu su %2 si buzul suyu %1 ise kullandığımız tatlı sudur. Dünya nüfusunun artması su döngüsünün bozulmasını neden olması kaçınılmaz sondur .Su döngüsünün bozulması ile doğaya verilen tahribat daha da artacaktır. Küresel ısınmanın sonucu olarak ders alabileceğim diğer bir bulguyu öğrenmek için fazla uzağa gitmeye gerek yoktur. Örneğin; Türkiye de son 40 yıl içinde 1.300.000 hektarlık sulak alan kurutulmuştur.bu miktarda Van gölünün 3 katından fazla demektir. Türkiye’nin tüm kullanılabilir su varlığı 110 milyar metreküptür. Tuna Nehri’nin Karadeniz’e bir yılda 206 milyar m3 su boşalttığı göz önüne alınırsa, sanılanın aksine, ne kadar su fakiri olduğumuz anlaşılacaktır.

Örneğin bizi ele alalım;

  • Evde kullanılan temizlik malzemeleri, atık sularla birlikte nehirlere karışır. İçinde fosfat bulunmayan ve suda ayrışabilen temizlik ürünlerini kullanın.
  • Dişlerinizi fırçalarken, bulaşık yıkarken yada tıraş olurken açık bırakılan musluk, dakikada yaklaşık 15-20 litre suyun boşa akmasına sebep olur.
  • Tek bir kişi yılda ortalama 49 bin 140 litre suyu tuvaletlerde tüketir. Sifonun bir kez çekilmesi ile 10 lt su harcanır. Yeni teknolojiler sayesinde standart modellere göre yüzde 60 daha az su tüketen klozetler bulunmaktadır.
  • Sifon çekildiğinde suyu renklendirsin ve temizlesin diye tuvalete asılan maddeleri kullanmayın. Bunlar kanalizasyona karışarak kirliliğe sebep olur.
  • Çamaşır suyu, atık maddelerin ayrılıp çözülmesini sağlayan yararlı bakterileri öldürür. Çamaşır suyunu olabildiğince az kullanın.
  • Bozuk musluklardan ve tuvaletlerden sızan su, evinizdeki toplam su tüketiminin yüzde 5′i kadardır. Akan tesisatınızı onarın.
  • Kapı önü, balkon, teras gibi yerlerin temizliğinde hortumla su tutmak yerine süpürge kullanın.
  • Bahçenizi sulamak için, buharlaşmanın az olduğu sabah ya da akşamüstü saatlerini tercih edin.
  • Arabanızı yıkarken kova ve sünger kullanın. Hortumla yıkama, yaklaşık 550 litre su kullanımı demektir.
  • Musluklara ve duş başlıklarına takılan ve su akışını azaltırken basıncı artıran yeni sistemleri edinin.
  • Suyu kireç ve bakterilerden arındıran filtreler kullanın.

Bu su tüketimi sadece bizim kullandığımız sulardır.Bunun dışında başlıca sanayide olmakla beraber tarım, gıda, temizlik ,ilaç gibi bir çok yerde kullanımı mevcuttur.

Bu Küresel ısınmanın ve su kaynaklarının azalmasında bize düşen görevler ise kişisel olarak yaş durumu ve eğitim durumuna bakmadan çevremizdeki tehlikenin farkına varmalıyız. Ve bir şeyleri değiştirmek için toplumsal irade oluşturmalıyız. Unutmamalıyız ki 10 yıldan az bir zaman birimi içinde önlem alınmasa Dünyamız büyük bir tehlike içindedir. Ve sonumuz kaçınılmaz son olarak susuzluktan ölmektir…

AYŞEGÜL
28 Mart 2007

bence çok güzel yazılar ve bizi çok ilgilendiriyor

recep
2 Nisan 2007

bence insanlar gerekli tedbirleri almalı vede insanlardan biraz duyarlı olmalarını mesela boşa yanan ışıkları kapatalım, boşa akan suyu kapatalım ağaçları kesmeyelim kesilirse karbondioksit azalır buda küresel ısınmaya neden oluyor lütfen bu hatayı yapmayalım dünya çok ğüzel

ferhat
3 Nisan 2007

fazla yetersiz bilgiler yazmış olabilirsiniz.bunları çogaltabilirsiniz.arabalardan çıkan dumanlar küresel ısınmaya yol açıyor.arabaları fazla suratlı kullanılmamalıdır.

fatma
3 Nisan 2007

öncelikle bu bilgileri yayınladıgınız için çok tşk ama bence bu bilgiler çok eksik insanlar için bu bilgiler gerekli dünyamızı seviyorsak dünyamıza bakmalıyız

ebrar
4 Nisan 2007

bence bu yazıyı buraya yazıp insanları biraz olsun bilgilendirmeniz güzel birşey…
her zaman insanlar böyle yazılar yazdıkça insanlık biraz olsun gelişir…
gerçekten bu yazıyı yazdığınız için tşk ederim. benim dönem ödevimdiiiiiiiiiiiiiii buuuuuuuu

simge
5 Nisan 2007

nedenleri niye yok

seda
5 Nisan 2007

yazılanlar çok doğru ama bi yandanda trajik,benim en çok sinir oldugum internet kafelerde tum bilgisayarların beklemede tutulması ve beyaz esya ve ampul satan yerlerdede tüm cihazların açık tutulması keşke bununla ilgili yasaklar konulsa yoksa Bİ gün dayanamayıp tüm pc ve tv ları parçalıycam.

derya okuyan
6 Nisan 2007

arkadaşlar sonumuzu resmen kendi ellerimizle hazırlıyoruz!çevremizde o kadar bilinçsiz insan var ki.lütfen en azından bildiklerimizi çevremizdeki insanlarla paylaşalım!bu yazı içinde çok teşekkürler!!!

sıla
8 Nisan 2007

sizce bunları yapmamızın nedeni nedir?bu kadar ülkemizi,hayatımızı riske sokmamızın?aslında kimsenin kimseyi uyarmasına,akıl wermesine gerek yok!! okusun yeter!keşke ülkemizdeki herkezi okutabilsek ama yok olmuyoo hükümetin başına geçen kimse bunları yapamıyoor.herkez başka şeylerin peşinde!peki neden biryerleri toplarken diğer yerleri bozuyoruzz??

NURBANU
10 Nisan 2007

arkadaşlar somuzu kendmiz hazırlıyoruz belki ilerde gökyüzü birdaha hiç mavi olnayacak

rüya
10 Nisan 2007

Ne sagı?
Ne solu?
Ne alı?
Ne moru?
Yokki bnu başka yolu
küresel ısınma için arkadaşlar elimizden gelen her şeyi yapmalıyız

zeynep
10 Nisan 2007

gerçekten harikasınız başka bişi bulamıorum.

merve
23 Nisan 2007

herseyi bi kenara bırakıp cevre için birleşmeliyiz.bizden sonra gelecek cocukların bir sucu yok.

özge
25 Nisan 2007

bence de dünyamız için el ele verelim.dünyamızı kurtaralım.yoksa çocuklarımıza dünya diye bir şey bırakamayacağız…

alp
26 Nisan 2007

dünyanın başlı başına bir problemi iyi bire konuya deginmişsiniz ama ülkemizde ne kadar bu konuya değinirsek değinelim İNSANOĞLU KENDİ SONUNU KENDİ ELLERİYLE ÇİZMEKTEDİR BU BİR GERÇEKTİRR TEŞEKKÜR EDERİM

yakup
6 Mayıs 2007

harıkasınız. insanlar birazda olsa sızın sayenızde bılgılenecektir.. hepınıze teşekkürler.

hikmet bütüner
8 Mayıs 2007

yazınızı okuma şansına sahip olduğumdan dolayı kendimi şanslı hissettim,ciddi bir sorun hakkında bilgilerinizi paylaştığınız için teşekkür,KONYA KARAPINAR ın DÜNYA HARİKASI MEKE GÖLÜ nün suyu 1.5 sene içerisinde müthiş bir şekilde çekilmiş olup sadece belli yerlerinde su birikintisi kalmıştır,bizler insan olarak üzerimize düşen

görevi ne kadar yapıyoruzki,sadece bencil düşünmeye günü yaşamayı veya ömür yaşamayı düşünüyoruz,eğerki bu dünyada değişim yapacaksak önce dünyaya bakış ve düşünce tarzımızı değiştirmekle başlayıp,bunu kitlelere yayarak,ciddi bir kamuoyu oluşturmak gerek,en büyük yarışlar bile küçük adımlarla başlar,belkide bu site bu adımın başlayıp büyüme noktası olur,yazılar ve küçük yorumlar bir an gelir KİTLELER oluşturarak GÜZEL DÜNYAMIZI DAHA GÜZELLEŞTİREBİLİRİZ,ayrıca ONUR beye böyle araştırmalarından,bütün okuyanları bilgilendirmeye yönelik zaman ayırdığı için TEŞEKKÜR. selamlar

cansev
14 Mayıs 2007

insanları daha çok bilgilendirmeliyiz tüm dünyaya duyurmalıyız herkes önlemini almalı belkide gerçekten çok geç olabilir insanlara bu olabilecek kötü sonuçları anlatmalıyız olacakları herkes bilsin bir kaç kişini bilmesiyle hiçbir şey yapılmaz DAHA AYDINLATICI BİLGİLER VERİN BÜTÜN İNSANLAR BİLSİN.

yavasi025
17 Mayıs 2007

arkadaşlar dünyanın enerjisi tükenmek üzere yapılacak çok fazlaa birşey yok dünyanın kimyası bozulmuş durumda

semra
23 Mayıs 2007

yaşamak için yaşatmalıyızz arkadaşlar daha fazla duyarlı olmalıyız bütün insanları duyarlı hale getirelim ,yaşamak içinnnn = (

kübra
22 Eylül 2007

sitenizi çok beğendim keşke herkez bunları okusa da su sorun çözülse

senem
25 Eylül 2007

arkadaslar dunyamz nerdeyse yok olmak uzere bunun ıcın bunun farkında olarak yasamamız yazım önlemlerimizi almalıyız herkez bunları okusada sorun çözülseeee

süleyman
4 Ekim 2007

valla çok bilgilendim herkeze teşekkürler

ipek
8 Ekim 2007

bnce bu küresel ısınmaya karşı bi önlem alınamsı gerekir öreneğin hayvanalr bukadAR dumanlar yüzünden,,, fabriklaruın atıkalrı yüzünden binlerce canlımız ölüyor.mesela pandalarr o güzelim hayvanlara yazık deilmi amaaa okadar canlı ölüyor ve biz bunu engelelyeniyoruz şimdiki insanlar bencilce tüketim yapıyolar özellikle suyuuu damacana sulara BİLE pislik atıyorlar ve yetkililer hiç birşşeyyy yapmıyorlarr yeter artık diyorumm ve cahil insanların yüzündenn öleceğiz
ve artık buna bir çare bulun ben 12 yaşındayım amaaa başbakandan daha iyi küresel ısınmayı düşünüyorummm

melike
10 Ekim 2007

arkadaşlar sorunu kendimiz yaratıyoz.Çözümünüde bulacagız ülkemizin çöl olmaması için arkadaşlar lütfen ülkemizi çöl yapmayalım yeşil bir türkiye için

TUĞBA
30 Ekim 2007

küresel ısınma için önlemler alınırsa sevinirim çünkü gittikçe susuzlukla mücadele başlayacak bu çok kötü

rabia
21 Kasım 2007

bence iyi olmuş konuya ulaşılmış ve başka sorunları olanlar başka sitelerde arasınlar bence ve size teşekkürler

saukso
3 Ocak 2008

hey ya ben sizden küresel ısınmanın nasıl su döngüsünü etkileyebileceğini bekliyordum arkadaş haklı bu bilgi yeterli değil

merve
12 Ocak 2008

lütfen duyarlı olalım

bilgi
12 Şubat 2008

Bilgi için teşekkürler

merveee
25 Mart 2008

yhaa benmm siteden istediğim şu öncelikle küresel ısınmanın yol açtığı sorunlar sonra çözümler daha sonrada insan bilinci we küresel ısınma hakkında kısa bilgi olmalydı

cancagazlar
14 Nisan 2008

ya bu yazanlar çok güzel ödev ime çok yardımcı oldu hazırlayanların ellerine sağlık küresel ısınbma önmlibir sorun o yüzden herkezin elinden geleni yapması gerekir

çikolatam
31 Mayıs 2008

bilgiler için çok teşekkür ederim yapılması gereken ne varsa hep beraber yapmaya hazırız verdiğin bilgiler gerçekten çok işime yaradı çok thanx

Küresel Isınma ve Enerji Problemi | Yaramazadam
10 Ağustos 2008

[...] (more…) [...]

melda
23 Eylül 2008

konu için çok teşekkürler çok doğru yazılar bizmle paylaştıgınız için saolun:):)

miray
27 Ekim 2008

bu site hepimizi ilgilendirecek sonuçları yani küresel ısınmayı anlatmaktadır.herkes sadece ben halı yıkarım diye konuşacak olursa işimiz iş.imkanı olanlar bu yazıları okusun

mehmet
27 Ekim 2008

küresel ısınmadan en çok ayılar etkilenecek çünkü buzullar eriyecek ve ayıların nesilleri tükenecek ve ayılar gitgide ölecektir.buna sebep olduğum için çok üzgünüm

dagoth
27 Ekim 2008

bence tetbir alırsak küresel ısınmanın adını unuturuz.tetbir almamız lazım :D

sümeyya beste
27 Ekim 2008

sümeyya=küresel ısınma ilerde bizi çok etkileyecek.aslında küresel ısınmayı doğuran insanlarda biziz.bunlara sebep olduğumuz için çok üzgünüz.
beste=küresel ısınmada bize düşen görevler çevremizi kirletmemektir.çoğu insan sorumluluklarını yerine getirmediği için gelecekte bu olay daha büyüyecektir.

dünyalı girls
27 Ekim 2008

tasarruf yapmamız gerekli dikkatli olmalıyız gerekli eylemlerde bulunmalıyız.

büşra
27 Ekim 2008

bence bu site çok güzel
herkesin okumasını istiyorum

betül
14 Kasım 2008

ya site harika olmuş bende fen şubesinde okuyorum ve küresel ısınma için bi proje hazırlıyorum bu site bana bazı konularda ilham kaynağı oldu toplum olarak kendimize gelmenin zamanı geldi artık verdiğiniz bilgier için teşekkürler

aleyna
15 Kasım 2008

cok saolun allah sizden razı olsun

Süleyman Hilmi
18 Kasım 2008

konu için teşekkürler ödevimde çok yardımcıoldu

ömer
18 Kasım 2008

küresel ısınma çok ciddi boyutlara ulaştı bu son 10 yıldada küresel ısınma ile ilgili bir önlem alınacağını zannetmiyorum insanlığın sonu kapıda kısaca kıyamet yaklaşıyor diyebiliriz

sümeyra
6 Nisan 2009

allah razı olsun sizden ödevimi yaptım bari!

ibrahim
16 Nisan 2009

çoooooooooooooooook önemli bilgi vermiş çok teşekkür ederim

ibrahim
16 Nisan 2009

çok gusel olmus



Yorum Yazın

(gerekli)

(gerekli)


Yorum yapacaklar için bilgi:
Verdiğiniz mail adresi sitede asla görüntülenmeyecektir. Sonraki yorumlarınız için isim, e-posta gibi bilgiler cookie olarak bilgisayarınızda saklanacaktır.



Önizleme: