İnternet, Web 2.0 ve Gelecek Hakkında
15 Mart 2006 tarihli, Ortaya Karışık köşesine ait yazı.Nihayet daha hızlı ve sınırsız internet imkanına kavuştuğumuz, artık kafelerde, havaalanlarında, konferans salonlarında, hatta caddelerde bile kablosuz internet keyfini yaşamaya başladığımız, bilgiye erişimin hantal bilgisayar kasalarından dizüstü ve cep bilgisayarlarına taşındığı şu yıllarda ufkumuzu genişletecek haberler aldıkça gelecek hakkında bazı (güzel) öngörülerde bulunabiliyoruz.
Son Yıllarda Neler Değişti?

- Intel-AMD rekabeti, görünen o ki, son yıllarda işlemci konusunda kullanıcıların yararına sonuçlar doğurdu. Daha az enerjiyle çalışan, daha az ısınan, büyük tampon bellekli ve yüksek performanslı mobil işlemcilerin üretilmesiyle donanım seviyesinde özgürleşme hareketleri başlamış oldu.
- Kablosuz bağlantı standardı yeterince yaygınlaştı, yeni satılan dizüstü bilgisayarların hemen hepsinden wireless bağlantı kurulabiliyor, bazı iş yerleri ve alanlarda internet ücretsiz sağlanıyor. Gelecekte ise tüm şehre yayılmış, daha hızlı ve fiziksel engellerden daha az etkilenen standartlar bizi bekliyor.
- Bilgisayarınızdaki en yavaş parçalardan biri olan hard disklerin yerini hareketli parçalar içermeyen, yeterince hızlı, az enerji tüketen ve fiziksel etkilere hayli dayanıklı flash belleklerin alması gündemde.
- Aynı şekilde TFT LCD ekranlarda da bu tarz bir değişim yaşayabiliriz. Yüksek çözünürlüklü ve enerji gereksinimi daha az olan ekranların yakın zamanda (tabii ki düşük maliyetlerle) üretilebileceğini söyleyebiliriz.
- En büyük sorunlardan biri olan enerji konusunda da araştırmalar yapılıyor. Zaten yukarıdaki donanımlardan oluşan bir bilgisayarın şu anki pillerle hayli uzun süreler çalışacağı kesin.
- Hareketlilik donanımda olduğu kadar yazılımda da kendini gösteriyor. Açık kaynak kodlu yazılımları fark eden bilinçli kullanıcılar çoğaldıkça yazılımların kaliteleri artmaya başladı. Aynı şekilde internet hizmetlerinin kaliteli ve çoğunlukla bedava verilmesi, ücretli olanlarının ise kullanamayacağımız kadar geniş imkanlar sağlanması bu sektörde çıtayı her geçen gün yükseltiyor. Örnekler aşağıda…
Hazır mısınız?
Kendinize şu soruları sorun, hazır olup olmadığınızı anlayacaksınız:
- Her sabah kalktığınızda email’lerinizi kontrol ediyor, haberleri gazete ve televizyon yerine internetten okuyor, internet bağlantınız kesildiği zamanlar sanki tüm yaşam enerjiniz kayboluyormuş hissine kapılıyor musunuz?
- Google’a girip Ara tuşuna bastıktan en fazla 2 saniye sonra “neden bu kadar yavaş?!” diye düşünür müsünüz?
- iTunes, WinAmp, vb. programlar sayesinde stream halinde radyo programlarını veya televizyonların canlı yayınlarını takip eder misiniz?
- Bilgisayarınızdaki dosyalara herhangi bir bilgisayardan da erişebilmek için kullandığınız bir online disk var mı?
Çok standart sorular gibi görünebilir ama size 5 yıl önce deseydim: “5 yıl sonra ücretsiz ve 3GB’lık mail hesapları alabileceksin” diye, muhtemelen gülüp geçerdiniz.
Rüya Bilgisayar
Düşünün, bir dizüstü bilgisayar üretiliyor ve şimdiye kadar yapılmış en hızlı bilgisayar olduğunu öne sürüyorlar. Kalınlığı 8mm, ağırlığı 500gr. Hayır, avuçiçi bilgisayar değil, bildiğiniz 13-14″ ekrana sahip, klavyesi ve bazı bağlantı noktaları bulunan (dvd sürücüsünü henüz düşünmedim, belki olabilir), işlemcisi yalnızca grafik işlemek ve kullanıcıdan gelen inputları değerlendirmek için kullanılan bir bilgisayar. İçerisinde hard disk yerine bir flash bellek var, ama çoğu zaman kullanmıyorsunuz bile. Şarjı bitmiyor, çünkü bir şekilde (ya kinetik enerji, ya da bilmediğimiz başka bir etkenle) kendini şarj edebiliyor. Ve dediğim gibi, çok hızlı bir bilgisayar.
Peki nasıl olur bu?
Network Computers
Projenin temeli aslında çok eski, 1995 yılına dayanıyor. Network Computer adı verilen projenin amacı hantal uygulamaları bilgisayarınıza yükleyerek değil, bir ağ üzerinden çalıştırarak kullanıcıya sunmak, böylece her bilgisayarın maliyetini düşürmek. Bu proje geliştirilmiş mi, Oracle sahiplenmiş Microsoft destek vermiş Amerika’nın bir pilot bölgesinde denenmeye başlanmış mı bilmiyorum, araştırmadım. Ben elimizdeki kaynaklarla ve teknolojiyle bu rüya bilgisayarı nasıl oluşturabiliriz, onu düşünüyorum.
Microsoft’tan Önemli Açıklama
Bill Gates açıklama yapmış: “Bilgisayarların ve Microsoft’un geleceği web-based uygulamalar.” Biliyorsunuz, Microsoft yazılım konusunda bir dünya devi, şu anda bile birçok insan Windows Vista’nın çıkmasını bekliyor, yeni Office’in screenshot’larına hayran hayran bakıp, “Uf be adamlar yapıyor” diyor. Peki Gates neden böyle bir açıklama yapıp “Microsoft olarak hızlı davranmalıyız” diyor? Aslında Google’ın borsadaki değerine ve yatırımlarına bakması yeterli. Mesela yakın geçmişten bir haber: Google Writely‘i satın almış! Sebep? Belki Microsoft’un birkaç yüz dolarlık ofis paketinden çıkan kelime işlemciyi bir internet servisi olarak bedavaya sunmak istiyordur… değil kesin öyle. Bu yüzden Microsoft son zamanlarda Windows Live ve Office Live üzerine bu kadar eğiliyor.
16 senedir Microsoft’ta çalışıp bir sene önce Google’a geçiş yapan Mark Lucovsky’nin bir açıklaması da hayli ilginç. Diyor ki Microsoft’un bitmez tükenmez ürün upgradeleri ve problemlere bürokratik yaklaşımı hızlı servis modeline göre hayli sorunlu. Çünkü yazılımda bir hata tespit edildiğinde yüklenen tüm bilgisayarlarda o hatanın giderilmesi, web-based çalışan bir uygulamadaki hatanın onarılmasından çok zor bir iş. Amazon‘da çalışan bir yazılımcı, milyonlarca Amazon kullanıcısının ruhu bile duymadan bir hatayı onarabiliyor. Microsoft ise tek bir problem çözümü için her kullanıcıdan belli büyüklükte bir dosyayı indirip, saçma sorulara cevap verip, yazılım korsanı olmadığını belirtip bilgisayarını baştan başlatmasını bekliyor.
Microsoft’un online servis stratejilerinden sorumlu Matt Rosoff “Microsoft olabildiğince bir yazılım firması olarak devam edecektir” dese de Microsoft’un ve diğer bazı büyük firmaların önümüzdeki dönemde “software as a service” yaklaşımını ne yazık ki benimsemek ve kullanıcılarına daha fazla değer vermek zorunda kalacağı bir gerçek.
Web tabanlı servislerle rüya bilgisayara doğru…
Nelere sahibiz bir sıralayalım:
- Hızlı, ücretsiz ve sınırsız wireless bağlantı
- Wireless ağa bağlanabilen rüya bilgisayar (şimdilik normal bir bilgisayar yeterli)
- İnternet üzerindeki online diskimiz, ofis programlarımız, uygulamalarımız vs.
- Bu uygulamaları çalıştıracak paralel binlerce sunucu
Düşüncemize bir adım daha yaklaştığımızı söyleyebiliriz. Sonuç olarak pratikte bilgisayarımızda hiçbir kelime işlemci yüklü olmasa, hatta düzenleyeceğimiz doküman online diskimizde bulunsa bile dosyayı düzenleyebilir, başkasıyla paylaşabilir, CD’ye yazabilir, ağdaki yazıcıya dahi gönderebiliriz. Bilgisayarımızda mp3′lerimiz ve bunları oynatabilecek uygulama olmasa bile online diskimizdeki müzikleri stream halinde dinleyebiliriz. Bir matematiksel işlemin sonucunu öğrenmek için uzun süre beklemez, paralel sunucuların yardımıyla en kısa sürede sonuca ulaşabiliriz. Aynı şekilde 3 boyutlu bir çizimi render etmemiz an meselesi olacaktır.
Rüya bilgisayar güncel haberlerle birkaç Web2.0 uygulamasından oluşan küçük bir beyin fırtınasının sonucu, aslında çok da ileri görüşlü bir deneme olduğunu düşünmüyorum. Asl’olan şu ki, bunlar gün gelecek gerçekleşecek, gün gelecek bayat bilgi olacak, ama biz bu değişimin neresinde olacağız? Umarım bilimin bir ucundan tutma imkanına sahip oluruz.
Yorumlar - Başa Dön
15 Mart 2006
Çok doğru söylüyorsun, değişim kaçınılmaz olan tek boyut. Bunları duyduğuma aklıma gelen senaryo ise Türk internet kullanıcıları olarak daha acılı günler bekliyor bizleri. Google’ın dışarı sızan bir sunumdan sonra tüm kullanıcılarına online hdd uygulaması geliştirdiğini öğrenmiştik, tüm bilgilerimizi daha iyi bir yerli alternatif olmadığı için google’a emanet edeceğiz, sonra tek kabloya bağlı olan internetimizde bilgilerimize erişemediğimiz için sorun yaşayacağız. Tüm dünya daha çok geniş bant internete geçerken biz geniş bant içerisinde kotalarla mücadele ediyoruz. Bunlara bakarak daha uzun bir süre insanların neler yaptığını izleyecez ve iç çekecez gibi geliyor.
18 Mart 2006
Kesinlikle haklısın. Elimizde olanın değerini bilsek aslında rüya sandıklarımızın ötesine dahi geçmemiz mümkün. Arzum bunun burada Türkiye’de olması ve bizim bu değişimin bir takipçisi ya da parçası olmaktansa “değiştiren” safta olmamız. Ancak bunun için gereken bilişim camiasının birarada olması. Neyse konu başka yerlere uzamadan yazın için teşekkürler. Rüyalar bizi yaşatır çünkü onlara ulaştıkça daha yenilerini görmeye başlarız…
19 Mart 2006
Bu güzel yorumlarınız için çok teşekkürler Güney bey ve Zafer bey. Ne yazık ki millet olarak içtiğimiz sudan ülke yönetimimize kadar her şeyde dışarıya bağımlı olduğumuzdan teknolojide de haliyle yabancı şirketlerin ağzının içine bakıyoruz (tek tük örnekler beni bu genellemeyi yapmaktan alıkoyamıyor maalesef). “Rüyalarımızı” gerçekleştirmek için illa yurt dışına gitme gerekliliği ise hepten üzüyor. Bu gidişatı değiştirecek bir şans beklemeyi (veya yaratmayı) ümit etmekten başka çare yok gibi…
Not: Zafer bey, siteden gönderdiğiniz mail için teşekkür etmek istemiştim, ama mesajım mail adresinizden geri döndü. Sağolun, verdiğiniz motivasyon için :)
16 Nisan 2006
Rüya diye tabir edilen şeyler bir bir gerçek oluyor günümüzde bu doğru. kimse bundan 5 yıl önce bu denli hızlı internet bağlantısı ve gelişmiş donanıma sahip olabileceğimizi tahmin edemezdi.
Ben her zaman şuna inanıyorum; “Geleceğin Bilişim Teknolojisi öncelikle World Wide Web’den Geçer!” bu sözümü kanıtlayan bazı olayları büyük şirketler gerçekleştirler. bu nedenle web dünya üzerinde yaşayan insanlar için çok ama çok önemli. bu bağlamda bizim düşünmemiz gereken şey; ülkemizde biz bu global değişimi tam olarak yaşayabilecek miyiz? korkarım bu sorunun cevabı hayır, çünkü hala adsl aracığıyla gelen internet ayrıcalığının sınırlarına (kotalarına demek daha doğru olur sanırım) alışmaya çalışıyoruz. böyle giderse ülkemizde beklentiler daha da artacak ve bilişim sektörü gelişmekten ziyade sekteye uğrayacaktır.
Onur Bey’in bahsettiği rüya bilgisayar konusuna katılıyorum. Çok yakınız çok yakındayız ancak benim nüfus kağıdımda uyruğumun T.C olarak yazılması bu teknolojiye 50 sene daha uzak kalmam için yeterli bir neden.
Bu güzel yazı içinde ayrıca sizi tebrik ediyorum… (yorumlayan arkadaşları da tabi)
11 Mayıs 2006
Önce yorumları okudum; sonra da yazıyı. Okudularımdan sonra inanamayarak tekrar forumlara hızlı bakış yaptım. Türk olduğunuz için “bu geleceğin bilgisayarı” pahalı olduğu için alamayacağınız için mi yoksa burada onu bulamayacağınız için mi yoksa yazılım konusunda gelecekte var olabilmeniz için yurt dışına gitmeniz gerektiğini düşünerek mi bunları yazdınız anlayamadım.
Yüksek donanımlı pclerimiz ve yüksek hızlı ADSLimiz olduğunda ne değişecek. Modem ile girebildiğimiz sayfaları şimdi şak diye açıyoruz; ama ne değişti. Artık yazılım konusunda bir şeyleri değiştirebiliriz ve bunun için illa yüksek donanımlı pclere ve hızlı internete gerek yok, modem bile yeter; ancak ADSL daha hesaplı ve hızlı olduğu ve de yaygın olduğu için hala bu bahanelere ne gerek var. Bizden önceki kuşak bahanelerle bir ömür geçirdi. Son nefeslerinde veya emekli yaşına geldiklerinde geriye baktıklarında gerçekleştirilememiş hayaller, mutlu ve memnun yaşam, çalışma hayatı fırsatlarını bu tür bahanelerle kaçırdıklarını gördüler. Böyle olmak istiyorsanız buyrun onların izinden gidin. Gelecek güzel programları web servisleri ile sunanların unutmayın. Yazın böyle bir servis, üstün özellikleri olan bir server da bulun ve para kazanın, işi büyütün ve kendi serverınızı alın.
Web servisleri sayesinde OSdan sonra bir yığın program kurmaktan ve pc.mizin donanımını sürekli güncelemekten kurtulacağız. Gelceğin pc.sini kaçıralım ama geleceğin web.ini yani Web 2.0′ı kaçırmamak ümiyle…
12 Mayıs 2006
@Dursaliye YILDIZ, sanırım onur beyin yazısında olayın yazılımsal boyutuyla ilgili fazla bir detay yok. yazıyı yaptığınız yoruma dayalı olarak yeniden okudum. şu noktada birşey eklemek istiyorum ben, geleceğin bilgisayarı yada bunu şu kalıba sokabilirsek daha iyi olur sanırım, herkesin nete sınırsız ve özgürce girebileceği ve bu konuda çok küçük meblağlar ödeyeceği bir bilgisayarlı ortam elimizde olduğunda bizler hala birşey yapmamaktan şikayetçi olmuyoruz da neden daha iyisi bizde yok daha güzeli bizde olmuyor diye şikayetçi oluyoruz.
yerden göğe kadar haklısınız. ancak şunu söylemeliyim, bilişim sektöründe Türkiye’de henüz tam manasıyla bilinçli atılmış bir eğitim girişimi yok. Üniversitelerin ilgili bölümlerinde öğretilenleri ben çok iyi biliyorum, sakın bu noktaya dalmayalım. bu iş şu anda bazı büyük firmaların ve onların dershanelerinin elinde.
herşeyden ama herşeyden önce eğitim gelir, eğer bir konuda bilgi veya uzmanlık sahibi değilseniz dilediğiniz kadar imkanınız olsun o işi yada yapmak istediğiniz şeyi yapamazsınız. söz gelimi benim evimde de neredeyse modem hızında internete bağlanan bir bilgisayar var, yılların emektarı ama beni nete bağlıyor işimi görüyor allaha şükür. bu durumda bile ben bazı şeylerin eksikliğini hissediyorum çünkü bunları bana öğreten eden yok.
benim gibi genç insanları yetiştirecek veya ufkumuzu genişletecek projeler henüz devlet tarafından hayata geçirilmedi. bunu şu andaki değil hiçbir hükümet düşünmedi. çünkü bilişim, e-devlet politikaları onlara hayal mahsülü ve uzak gelen konulardı. ama bunlar gerekli ve biz yapmak zorundayız. neden ben şu andaki bilgilerimle devlete, millete yada kendi şahsıma bir fayda sağlayamıyorum çünkü bu işin eğitimini almadım. (burdaki mukayeseyi kendi adıma yapıyorum, benden daha çok bilgili olan arkadaşlarda var tabi)
sözgelimi amerika’da yada bir avrupa birliği ülkesinde insanlar bilgisayar ile doğup bilgisayar ile büyüyorlar. ben şu anda 23 yaşındayım ve kendi şahsi bilgisayarımı (yazılım firmasındaki çalışmamı saymazsanız) 2 yıl önce alabildim. bu durumda iken ben hala kendimi çoğu konu için yetersiz hissediyorum, bazen Xhtml için bazen de Delphi için.
yazılım noktasına gelelim şimdi, eğitim almadan, herhangi bir profesyonel öğreti görmeden benim yapacağım program acaba Google Talk veya Photoshop ile yarışabilir mi? bence hayır. bugün gelişmiş ülkelerdeki bilişim eğitimini gözönüne alırsanız ülkemizde bu konuda hiç ama hiçbirşey yapılmadığınğı anlarsınız.
son cümlenizde geleceğin pc’sini kaçıralım ama webini (web2.0) kaçırmayalım demişsiniz, ben buna karşıyım. hem geleceğin pc’sini hemde geleceğin webini (yani web 3.0) kaçırmamamız gerekiyor. hala kaçırdıklarımızı elde etmeye çalışıyoruz, birde yeniden kaçırmaya devam etmeyelim. gerekli politikalar, gerekli protokolleri devlet olarak sağlayıp bizde o imkanlardan ve gelişmelerden faydalanalım.
uzun bir yorum oldu sanırım, değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ediyorum.
12 Mayıs 2006
Benim yorumlarda gördüğüm donanım üretmek değil birilerinin yaptığı donanımı birtakım nedenlerden alamamaktan şikayetçi olunmasıydı. Benim demek istediğim “bir süper pc.miz ve abd’deki gibi hızlı bir internet bağlantımız olsaydı şu anda yaptıklarımızdan farklı olarak bir şey yapacak mıydık?” idi.
Gençlerde ve bazı yetişkinlerde son model cep telefonu veya pc aldığı için kendini çok akıllı sanma tavırları ve de pahalı alet satın alanların etrafındaki kişilerin bu kimselere eskisine oranla daha fazla önem verdiğini görüyorum. Akıllı olan ve bir yığın iş yapan o alet halbuki. Bu materyalism’i destekleyen düzen içinde gençlerin önü kesiliyor, farkında olmadan en verimli oldukları yıllar geçip gidiyor. Bu nedenle işin yazılım kısmına ve “bir süper pc.miz ve abd’deki gibi hızlı bir internet bağlantımız olsaydı şu anda yaptıklarımızdan farklı olarak bir şey yapmaycaktık, değişen tek şey daha fazla para harcamış olmamız olacaktı; ama bir şey yapmış, başarmış olamayacaktık, sadece kendimizi kandıracaktık”a değindim.
Sizin dediğiniz gibi eğitim sistemi nedeniyle bu ülkede dünyada ses getirecek bir donanım da üretilemez; çünkü çok zengin olmak veya birilerinin kaynak sağlaması gerekir. Bu olasılığın gerçekleşme ihtimali olduğunu sanmıyorum. Ancak yazılım konusunda paraya değil, istek ve hevese ihtiyaç olduğu ve bunlar parayla satın alınmadığı için modemle internete erişilse bile yazılım açısından ufak da olsa bir ümit olduğunu düşünüyorum.
Bu arada sanırım duymadınız http://www.csharpnedir.com/haber_detay.asp?id=130 Özcan Değirmenci adlı bir Türk MSin milyonlarca dolar harcayıp yazdığı .NET teknolojisiyle üretilmiş yazılımları decompile eden Fox adlı bir decompiler üretti ve bu alanda “dünyadaki en iyi decompiler”.
13 Mayıs 2006
Şöyle bir ek bilgi de vereyim: Özcan Değirmenci Bilkent Kimya’yı 2 sınıftan terk etmiş ve kursa falan da gitmeden kendisini geliştirmiştir. Lise mezunu. “Eğitim sistemimiz iyi değil” de bir bahane değil. Tek lazım olan istek. Gates de okullu değil unutmayın.
Ben 2 yıllık bilg. prog. mezunuyum ve aldığımın eğitim sırasında ne öğrendiğimi, ne kadar zaman kaybıyla geçtiğini ben biliyorum. Mezun olduğum zamanki bilgimle şimdiki karşılaştırılamaz. MSDN ve web okuyucuyum, kursa gitmedim.
21 Mayıs 2006
İnsanın kendi çabasıyla, ilgisiyle, araştırmasıyla birşeyleri öğrenmesi tabii ki en güzel ve etkili yol. “Üniversite mezunu değil ama ne işler yapmış” gibi örnekleri sürekli duyarız, çünkü bizim için takdir edilmesi gereken bir azmin sonucunda bu insanlar bir şeyleri başarmışlardır.
Üniversiteler ne işe yarar sorusunu tartışmamızın gerekliliği konusunda şüpheliyim, ama üniversite eğitiminin (aslında daha sonrasında iş hayatının) insanı sürekli belli kalıplar içine sokmaya çalıştığı, yaratıcılığını ve azmini körelttiği malum. Yalnız şunu da unutmamak lazım ki eleştirel yaklaşım ve doğru bilgiye ulaşma en güzel üniversitelerde öğretilir.
Diğer konu imkanlarımız fazla olsa farklı bir şeyler mi üretecektik? Muhtemelen evet! İmkandan kasıt daha hızlı internet, daha hızlı bilgisayar değil tabii, internete erişimi olan kişinin ya oyun oynamak, ya da film vb. indirmek için hıza ihtiyacı vardır. Ülkemizde birçok öğrenci henüz bilgisayarla tanışmamışken bir başkasının evinde internet üzerinden oyun oynamasını kolaylaştırmak için yatırım yapmak büyük haksızlık olur. Tayfun Talipoğlu son zamanlarda bu konuya (Microsoft’la yaptığı çalışmalar sayesinde) hayli ilgili. Denk gelirse birkaç program seyredin, büyük şehirlerde yaşamayan çocukların bilgiye ne kadar aç olduğunu anlarsınız.
Konu yazıdan hayli koptu, fakat yazıyı yazarken bilgisayarı olmayan bir yerde wireless internetin olabileceğini farzederek bu konu hakkında düşünmedim. Önceliklerimizi iyi tayin ederek adımlarımızı atmalıyız. Üniversiteye giderek veya gitmeden başarıya ulaşma konusunda da son sözüm şu: iştir kişinin aynası, lafa bakılmaz derler, kim kendini daha iyi geliştirdiyse onun başarılı olmaya hakkı vardır, cv’ye bakılmaz :)
23 Mayıs 2006
Yapacağım yorum amatör kaçabilir bunun için şimdiden okuyan arkadaşlardan özür diliyorum.
Kimse hayaller peşinden koşmasın.Biz millet olarak arkadan gelmeyi hep sevmişizdir.Bu son 1 asırdır hep böyle oldu.Düşünceler güzel yapılan argeler güzel bu hep böyle oldu aslında,ama bu düşünceleri çoğu zaman hayata geçiremedik ve şimdi kalkmış dünyanın bir numaralı değeri pc yi nerelere ulaştırabilirizin peşindeyiz.Eyvallah güzel şeyler yazılmış çizilmiş ama bunu biz bizler yapamayız kimse kusura bakmasın.Daha bir pc parçası üretmekten aciziz.Yazılım olarak tek bir firma türkiyede ipi çekiyor oda metusdur.Onunda geleceği pek parlak gözükmüyor aslında.Herneyse daha hiç birşey yapmamışken pc hakkında dışa bağımlılığımız sürerken yazılanların olacağına inanmıyorum.
10 Nisan 2008
Kimse hayaller peşinden koşmasın.Biz millet olarak arkadan gelmeyi hep sevmişizdir.Bu son 1 asırdır hep böyle oldu.Düşünceler güzel yapılan argeler güzel bu hep böyle oldu aslında,ama bu düşünceleri çoğu zaman hayata geçiremedik ve şimdi kalkmış dünyanın bir numaralı değeri pc yi nerelere ulaştırabilirizin peşindeyiz.Eyvallah güzel şeyler yazılmış çizilmiş ama bunu biz bizler yapamayız kimse kusura bakmasın.Daha bir pc parçası üretmekten aciziz.Yazılım olarak tek bir firma türkiyede ipi çekiyor oda metusdur.Onunda geleceği pek parlak gözükmüyor aslında.Herneyse daha hiç birşey yapmamışken pc hakkında dışa bağımlılığımız sürerken yazılanların olacağına inanmıyorum